Şimdi nasıl anlatayım bilemedim. Çocukken bu şekerler bayağı bir pahalı gelirdi. Almak için para biriktirirdim. Bizim evin taa en yukarısında bir Migros vardı. Orda satılıyordu o sıralar sadece bu şekerlerden. Böyle arkadaşlarla gidip alırdık. Hemen de biterdi. Bir tane yiyorsun arkadan bir tane daha. Bağımlılık da yapıyor meret. Ondan sonra bunların böyle ufak makineleri vardı. Paketi içine koyardın, genellikle makinenin kafası bir karakter olurdu. Mesela benimki Duffy Duck idi. Alırdım paketi boşaltırdım bir yere tek tek böyle şarjör yerleştirir gibi koyardım. Cebe atıp sonra böyle sokakta artiz artiz arkadaşların arasında çıkartıp pıt bir tane ağzıma atardım hiç elime bulaştırmadan. Çok havalıydı. Ama işte şimdi bulamıyorum her yerde. Hatta hiç bulamıyorum desem yeri. Keşke olsa gene de yesek böyle. Eğlenceliydi baya. Özledim lan seni PEZ.
Az önce friendfeed üzerinden Barış‘tan duydum. Bu yıl ortasında hayvanlar gibi hayranı olduğum oyun Worms serisinin – aslında worms world party- yeni üyesi Worms Reloaded geliyor. Aslında dönüş yapan oyun 2D olucak. Lakin üç boyut işi bir garip olmuştu böyle ne bileyim. Worms dediğin 2D olur kardeşim. Beni sevindiren bir diğer konu ise oyunun Steam üzerinden dağıtılacak olması. Bu mükemmel bir şey. Neyse kaynak olarak team17‘nin kendi twitter mesajını gösterebilirim sanırım.
Eveeet. Yıllarca merak etmişimdir bu Street Fighter‘ı oynarken hep diğer ülkelerden dövüşçüler var diye. Kendi ülkemden birini görmek hayaldi o zamanlarda. Taa eski atari zamanlarından bahsediyorum. Geçen haftalarda gördüm haberi. Bayağı bir sevinmiştim. Olay şu, Street Fighter 4‘e Hakan adında Türk Yağlı Güreşçisi -Turkish Oil Wrestler- geliyor. Komboları falan çok hoşuma gitti. Vidyo aşağıda hemen. Ayrıca yabancı kaynaklar için gamespy ve ps3attitude linki. Fakat işin beni sıkan kısma Hakan’ı çoğu yerde orta doğu dövüşçüsü olarak ya da Arap olarak tanıtıyorlar.
İzlemediyseniz hemen gidip izleyin. Inglorious Bastards – Soysuzlar Çetesi-. Quentin Tarantino filmi olan bu yapıt gerçekten çok manyak olmuştu. Quentin yapmış diye izlemiştim hemen ilk çıktığında. Christoph Waltz filmdeki performansıyla bayağı bir etkilemişti. Oscar’a aday olup olamayacağından emin değildim ama aday olduğunu öğrendikten sonra Oscar’ı alacağından şüphem yoktu. Ve düşündüğüm gibi de oldu. Herif kaptı Oscar’ı. Helal olsun.
Lan blog bu ara ilgilenemiyorum. Saçma sapan işler ile meşgulüm. Kendime bile vakit ayıramıyorum. Bak, yarın da İstanbul’a gidiyorum gene yalnızsın. tek başına otur oturduğun yerde. First ile karıştırdım, mixledim, arkadaşları, şimdi ayırmaya gidiyorum. Uygulama burda. Sen de karıştırıyosun böyle özelliklerini falan of neyse iyi hoş tatlı bir şey işte. Hadi görüşürüz.
Çilingir sofralarının olmazsa olmazıdır rakı. E rakı deyince de Yeni Rakı’dan başkası da olmazdı hani. Güzel bir meze, sağlam dostluklar, bir de güzel bir muhabbet oldu muydu deymeyin keyiflere. Türkiye’nin en büyük operatörlerinin arasından bir anda sıyrılan Yeni iletişim devi Yeni Rakı’ya bizi dostlarımızlar beraberken yalnız bırakmadığı için bir kez daha teşekkür ediyoruz. Haydi Şerefe
Tatillerde memleket – eskişehir arası yaptığım tren yolculuklarında halilyle bazı tecrübeler ediniyorum. Şöyle başlayalım.
Tek kişi yolculuk ediyorsanız biletinizin numarası 3 veya 3’ün katı bir numara olsun. Cam kenarı tek koltuk şeklinde oluyor bu tür biletler. Yanınızda istenmeyen kişiler oturmaz. Çünkü oturacak koltuk yok.
Bileti alırken mümkün olduğunca orta vagonlardan alın. 1 numaralı vagonlardan kaçının. Lakin lokomotifin kıçının dibinde olduğundan vagonlar her ne kadar ses yalıtımlı olsa da ara kapılar açıldığında içeri baya bi ses geliyor.
Eğer İzmir – Ankara yönlü trenlerden birine bindiyseniz internet ve elektrik prizi kullanımını unutun. Çünkü İzmir Mavi Treni, Dokuz Eylül Ekspresi ve Karesi Ekspresi trenlerinde bu 2 opsiyon bulunmamaktadır.
Gene İzmir – Ankara yönlü seyehat ediyorsanız, Balıkesir’den sonra telefonunuzun çekmeme ihtimali bir hayli yüksek. Vakit geç olmuştur zaten o sıralar yatın uyuyun.
Eğer Eskişehir’den İstanbul’a gidecekseniz Eskişehir Ekspresi yapacağınız en iyi tercih olacaktır. Ucuz bilet fiyatı ve İstanbul’a uçaktan sonra en hızlı ulaşım sağlaması açısından gayet iyi. İnternet erişimi ve elektrik prizi kullanımı var. Her koltuğun yanında priz var. Ayrıca trenin geçtiği yerler bir harika. Seyehatin gündüz vakti yapılması sebebiyle her yeri görebiliyorsunuz ve trenin geçtiği yerlerin orman, kaya-taş araları ve deniz kıyısı/sahil yerleri olması sebebiyle oldukça güzel. Kendinizi bilgisayar oyunlarında hissediyorsunuz.
Yüksek Hızlı Tren’e binecekseniz eğer paranız varsa business sınıfından alın biletlerinizi. Ekonomi sınıfı şehiriçi belediye otobüsü koltukları gibi. Elektrik prizi yok.
Eğer bulunduğunuz yerden, gideceğiniz yere tren gidiyorsa onu tercih edin. Hem daha konforlu hem de daha ucuz olacaktır sizin için. Bir de yanınızda arkadaşınız/sevdiceğiniz varsa daha bi şugar olacaktır.
Merhabalar. Ben Orçun İlbeyli. Anadolu Üniversitesi'nde Sinema & TV okuyorum. Genellikle o günlerde yazmaya değer bulduğum her şeyi yazıyorum. Bunun haricinde bol dizi izliyorum, karikatür okuyorum ve oyun oynuyorum. Benimle istediğiniz her konuda iletişime geçebilirsiniz. Umarım blogumda keyifli vakit geçirirsiniz.